Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 30. Yılında

İstanbul Barosu Genel Kurulu sona erdi ve yolumuza devam ediyoruz. Sadece avukatlardan değil ve sadece avukatlık mesleğine dair değil; yaşamın her alanına duyarlı düşünce ve eylemlere anlama kapılarımızı sonuna kadar açarak… Sunduğumuz yazı gezegeni paylaştığımız dostlarımızın varlığını hatırlatıyor ve hayvan hakları mücadelesini Katılımcı Avukatlar’ın yol haritasına bir daha hiç çıkmamacasına yerleştiriyor.

Duyarlı ve vicdanlı olabilmek için...

Yalçın Ergündoğan
Gazeteci-Yazar 

Üzerinde yaşadığımız dünyanın yalnızca insan türüne ait olmadığını biliyoruz. İnsan türünün varlığını ve türünü sürdürebilir kılmasının da diğer türlerle demokratik ilişkisinden geçtiğinin farkındayız. [Acaba?]

Yaşamı oluşturan doğal denge, birimizin varlığının diğerinin varlığına saygı göstermesini zorunlu kılıyor. İnsan türünün diğer türlerle demokratik bir ilişki kurmasında hukukun ve hukukçuların, (daha doğrusu bu ilişkiyi kavramış hukukçuların) rolü ve önemi büyük. Doğanın ve hayvanların ne çıkarlarını koruyacak 'sendikaları', ne haklarını savunacak 'avukatları' ne de 'oy' hakları var.

Bu nedenle, duyarlı insanlara, hele hele duyarlı hukukçulara çok iş düşüyor. "Katılımcı Avukatların (KAV)" çalışmaları  ve yarattığı umut dolu hareketlilik,  bende de  dile getirdiklerimi, bir kez de bu kürsüden vurgulama gereğini hissettirdi Demokratikleşme ve hukuku üstün kılma mücadelesinde bu boyutun da göz ardı edilmemesi gerek. Unutmayalım, "türcülük" de aynı "ırkçılık" ve "cinsiyet ayrımcılığı" gibidir!..

 
* * *
 
İzmir’den bir dostum aradı. Kendisine bir arkadaşı haber vermiş. O da benimle paylaşmak istemiş. Karşıyaka’da bir alış-veriş merkezi giriş kapısına kocaman harflerle “Dünya Hayvan Hakları Günü nedeniyle, ‘hayvan ürünlerinde’ yüzde 50 indirim!” yazan bir pankart asmış. Pankartı gören kişi önce “dana, koyun, kuzu, hindi, tavuk eti ve yumurta, süt” gibi ürünlerde indirim yapıldığını sanıp iyice sinirlenmiş, “Pes! Bu kadarı da olmaz!” diye iç geçirmiş ve hiddetle alış-veriş merkezindeki ilgili mağazanın yöneticisine doğru yönelmiş. Ama, mağazadan girince indirimin hangi ürünlerde olduğunu fark etmiş. “Kedilerin tırmalaması için özel kumaş, tasma çeşitleri, köpek maması, banyo şampuanı vb.” gibi ürünlerle karşılaşmış birden. ‘Gülse mi, ağlasa mı’ gibi bir durum oluşmuş yani...

* * *

‘İnsan türü’nün kendini ‘en zeki’, ‘en akıllı tür’ olduğunu sanmasından kaynaklı kibri, ‘ben merkezciliği’, başka türlerin üzerine tahakküm kurma hegemonyacılığı böylesi cin fikirlilikler yapmaya çok elverişli tabii... İnsan türü, bir yandan, dünyanın ‘en vahşi’ ve acımasız sömürüsüne tabi kıldığı hayvanları işkence altında üretip, kesip, (canlıykenki halini hatırlatmadan) albenili paketlerde “gıda” olarak insanlara sunar, diğer yandan da ayni pişkinlikle hayvanlar için akla gelmedik, türlü çeşitli mama, giysi vb. ürünleri pazarlar. Bunu da ‘ekonominin gereği’ olarak açıklar. Hiçbir ‘vicdani’ sorumluluk ve ‘ahlâki’ değer tanımadan ve taşımadan böyle davranır.

Bunu da tabii o en çok övündüğü ‘en akıllı tür’ oluşu ile izah eder, mutluluk ve haz duyar. Öte yandan, insan türüne mensup “kadınlar” ise, zaten doğal halleriyle yeterince güzel ve çekici oldukları halde, başka türlerden canlıların derilerinin yüzülmesine, (kimilerinin canlı canlı) kürklerinin çıkarılması için akla sığmayacak acıya uğratılmalarına göz yumarlar ve hatta talepleriyle teşvik ederler. O kadınlar ki, hangi sınıftan olurlarsa olsunlar, yaşamlarında mutlaka ‘cinsiyetçilikle’ karşılaşmış ve ezilmişlerdir, yine de böyle davranabilirler... Çünkü ‘en zeki’ türün mensubudurlar...

* * *

İnsan türünün kurduğu düzenler bir bir yine çatırdıyor bugünlerde... Kapitalizmin kâbesinde derin fırtınalar esiyor. Koca koca şirketler çatırdıyor, yıkılıyor. Olsun ne gam!.. Hâlâ ‘en akıllı’, ‘en zeki’ türüz ya...

* * *

Soğuk savaş yıllarının Türkiyesi’nde, Mussolini İtalyası’ndan alınma Ceza Yasası’nın meşhur 141 ve 142. maddelerini anımsayanınız var mı şimdi, bilemem. Ama; o yasaların yaptırımına maruz kalmış, inim inim inlemiş olanlar çok iyi anımsarlar mutlaka bu yasaları. Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ayaklar altına alan bu ceza maddelerinin tanımında ifadesini bulan “bir sınıfın, diğer sınıflar üzerine tahakküm kurması..” fikri, yaşamı savunmaya yönelik duyarlılık geliştirmiş bireyler dışında bugün insan türünün geneline hakim. Yani, çok rahatlıkla “bir türün, başka türler üzerine açık tahakkümü...” düşünceden, uygulamaya çoktaaan geçmiş vaziyette...

* * *

4 Ekim “Dünya Hayvan Hakları Günü”. Bu yıl da, "Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin dünyaya ilan edilişinin 30. yıldönümü. (15 Ekim 1978 tarihinde Paris'te UNESCO Evi'nde törenle tüm dünyaya duyurulup ilan edildi.) O nedenle şöyle kısaca, kendi türümüze bir eleştirel bakış geliştirme duyarlılığını göstermekte büyük yarar var. Hem kendi türümüz, hem diğer türler, hem de üzerinde yaşadığımız ortak evimizin, yani ‘dünyanın’ geleceği için.

Doğada bir canlı türünün yok olmasının, kendi türümüzün ve ‘ortak evimizin yok olmasına bizi bir adım daha yaklaştırdığını bilince çıkarmak için bunu yapmalıyız en azından. Nasıl ki duyarlı olanlarımız; ırkçılığa, cinsiyet ayrımcılığına, savaşa, nükleere, işkencelere, baskılara, sömürüye, soykırıma karşı çıkıyorsa, açık ve net olarak 'türcülük' ve türevlerine de, 'bir türün başka bir tür üzerine tahakküm kurmasına' da karşı çıktığımızı bilince çıkarmalı, ifade etmeli ve ona göre davranmalıyız. Buna önce kendimizi zorlamalıyız, ardından da tüm çevremizi.

İnsan türünün davranış özellikleri geliştirdiği duyarlılığa göre kısmen farklılıklar gösterse de genelde aynı elbette. Daha duyarlı davranabilenler, kendilerine daha ahlâklı yaşamlar kurma çabalarını derinleştiriyor, zenginleştiriyorlar tabii. Bakın, adeta dünyanın dört bir yanında "World Rally for the Stray Animals of Turkey" başlığı altında Türkiye’de hayvanlara özellikle de sokak hayvanlarına yapılan eziyet ve işkenceler kınandı, kınanıyor. Türkiye ne zaman kurtulacak dünya toplumlarının gözünde “işkence” zanlısı konumdan ve kınanmalardan?

Bu kez “sokak hayvanlarına” yönelik tutumumuz da  kınanıyor dünyadaki duyarlı insanlar ve yaşam savunucularınca. Londra, Paris, Brüksel, Lahey, Toronto, Philadelphia... Hepsinde eş zamanlı olarak gösteriler yapıldı....

* * *

Tabii, diğer canlı türlerine karşı gösterdiğimiz ortak duyarsızlığımız ve gecikmiş özeleştirimiz, “özrümüz” için tüm dünya insanlığı olarak, daha doğru ifade ile “insan türü” olarak çok gecikmişiz ve de sorumlu ve suçluyuz elbette... Bu nedenle, 'Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 30. yıldönümünü  vesile ederek, burada da yinelemek istiyorum bir kez daha. 'İnsan merkezci' saplantılarımızı, 'kibrimizi' terk edebildiğimiz ölçüde diğer türlerle yaşamı daha eşit paylaşabilmeye yaklaşabileceğiz. Unutmayalım! Hayvanların merhamete, acınmaya, korunmaya değil, haklarının tanınmasına ve saygı gösterilmesine ihtiyacı var...

Duyarlı, vicdanlı ve ahlâklı olabildiğimizi göstermek için bunu yapmamız şart!..
 
 
 
 
 
* * * * * *  * * * * *  * * * * * * * * * * *  * * * * * **
 
 
 
"HAYVAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 30. YILINDA" (15 Ekim 1978-2008)
 
Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi

(Bu bildirge 15 Ekim 1978'de Paris UNESCO evinde tüm dünyaya  ilan edildi)

» 1. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.

» 2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.

» 3. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.

» 4. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.

» 5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.

» 6. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır.

» 7. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.

» 8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir.

» 9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır.

» 10. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.

» 11. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.

» 12. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur.

» 13. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır.

» 14. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.
 
 

 

Yorumlar

In a way, the term

In a way, the term “biodegradable” is a relic from the early days of the environmental movement. At that time, many environmentalists were just trying to get people to be aware of how much trash was being put into landfills. Since landfills are smelly eyesores, why wouldn’t you want things to biodegrade? ashley furniture Now we know that the existence of landfills is the least of our worries. Because of global warming, the viability of life on earth (as we know it) is very much in question.

So when you’re shopping around for eco-friendly products, make sure to also consider what kinds of energy value city furniture went into creating the product, what the product is actually made from, and whether or not the product is recyclable.

If you're looking for a product that goes beyond biodegradable, check out the new Vision USA Biomugs. bombay furniture They're biodegradable, recyclable, as well as BPA & Lead Free, not to mention Union Made in the USA. Click the image for details.
i love $.